• BIST 90.051
  • Altın 214,268
  • Dolar 5,3527
  • Euro 6,0808
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 3 °C

Tasarruf Bilinci

Mustafa BOZDAĞ
Değerli okuyucular zamanımızın en önemli hastalıklarından biri de savurganlıktır. İnsanlar bir yandan geçim sıkıntısından, hayat pahalılığından bahsederken, sürekli başkalarına akıl verip, eleştiri yaparken kendi yaptığı hataları görmemezlikten geliyor. Sanki çoğu insan bu dünyaya har vurup harman savurmaya gelmiş. Eline bir para geçti mi nereye harcayacağını şaşırır duruma gelmiş.

Elinde bir malı varsa bunu nasıl bozarım, nasıl israf ederim diye gayret eder hale gelmiştir.
Akıllı, inançlı bir insan her zaman ihtiyacı kadarını alır, ihtiyacı kadarını yeri ihtiyacı kadarını harcar. Fazlasını biriktirir. İleride gelebilecek sıkıntıları düşünür, zorda kalanlara yardım eder. Akılsız insan sa bunların tersini yapar. Gününü gün eder ondan sonra da sıkıntıya düşer muhanete muhtaç olur, cinnet geçirir, yuvasını dağıtır vs.vs.
Zamanımızda görüyoruz ki genci olsun yaşlısı olsun bir savurganlık yarışı var. Maddi durumu iyi olan da pahalı tv. Cep telefonu, araba, ev alıyor olmayan da. Hele de bayanlarımızda takı, mobilya, kıyafet sevdası akıl almaz derecede.
Böyle insanlar ne duyduklarından, ne okuduklarından, ne de gördüklerinden ders alıyorlar. Parası yetişmeyenler bankadan borç alıyor. Kredi kartlarıyla alışveriş yapıyorlar. Ve birçoğunun sonu hüsran
Tasarruf; en genel anlamıyla yarınlarımız için gerekli olan ve şu anda elimizde mevcut bulunan kaynakların idareli harcanmasıdır.
Dünyada yaşayan biz insanların her geçen gün suyu azalıyor, toprağı verimsizleşiyor. Her şey bize kaynaklarımızın tükenmek üzere olduğunu gösterdiği halde, bu konuyu ciddiye alıp üzerinde düşünen ve harekete geçen insan sayısı - bilim adamlarımızı ve yeni yeni harekete geçen sivil toplum kuruluşlarını hesaba katmazsak – hemen hemen, yok denecek kadar azdır.
Bir gün her şey tükenecek ve artık geri dönüş olmayacaktır.
Biz insanoğlu olarak dünyamızdaki değerlerin ne kadar farkındayız? Biz acaba etrafımıza ne kadar duyarlıyız? Sorularını lütfen kendimize bir soralım.
"Ben mi kurtaracağım bu dünyayı ?" mantığı maalesef birçok insanda hâlâ sürüp gitmekte ve birçok materyalist insan, ekonomik gücünü daha da artırmak için istifade ettiğimiz ve bizden sonraki nesillere sağlam bırakmak zorunda olduğumuz kaynaklarımızı, hızla elimizden almaya ve yok etmeye devam etmektedir.
Yarın biçeceğimiz; bugün ektiğimizdir. Fırsatlar elimizden kaçmadan, toplum olarak hepimiz ortak bir tavır almak zorundayız. Bilinçli tüketimi ve değerlerimize sahip çıkmayı öğrenmeli, genç nesillerimize, yaşayarak, model olarak öğretmeliyiz.
Ayet-i Kerime’de Allah C. C. İsrafı, kullarına haram kılarak, harcama hususunda bakınız nasıl bir ölçü koymuştur.
“Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne de kısarlar; ( onların harcamaları) ikisi arasında orta bir yoldur.” (Furkan Suresi, 67)
Şuurlu Müslümanlar, ellerindeki her şeyin kendilerine Allah’tan verilen, imtihan vesilesi birer emanet olduğunu, bunların hiçbirinin asıl sahipleri olmadıklarını asla unutmazlar. Sahip oldukları her şeyi Allah yolunda, Allah'ı en çok razı edecekleri şekilde kullanırlar. Fedakârlık yapmaları gerektiği zaman kısmadan harcar, gereksiz bir harcama olacağı zaman da tek bir kuruşu bile israf etmekten son derece sakınırlar. Yüce Allah Kuran’da “İsraf ederek saçıp savurma. Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür." (İsra Suresi, 26-27) buyurmaktadır.
İsraf; kesinlikle nimetlerden uzak durmak olarak anlaşılmamalıdır. Yüce Rabbimiz Kuran'da "… Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, “israf edenleri ” sevmez." (Araf Suresi, 31) ayetinde yeme içmeyi ve dünya nimetlerinden istifade etmemiz gerektiğini açıkça beyan buyurmaktadır.
Şurası bir gerçektir ki; dinden uzak olan toplumlarda tasarruf konusuna gereken önem gerektiği şekilde verilemez. Çünkü insanları asıl tutan veya harekete geçiren şey, onların vicdanlarıdır. Günümüz dünyasında lokantalarda, evlerde tabak tabak yiyecekler, tonlarca ekmek, meyve ve sebzeler kolayca çöpe atılabilmektedir. Oysa Allah israfın küçük büyük demeden her türlüsünü haram kılmıştır.
Bu yüzden, insanların ihtiyaçlarını nimetlerin durumuna göre azar azar, ihtiyacı kadar alarak, ya da aldıysa, bozulma aşamasına getirmeden değerlendirmenin yollarını aramaları gerekmektedir. İşte böylece bu nimetlerin hakkı verilmiş olur, aksi takdirde israf eden insanlarda ve o toplumlarda büyük bir bereketsizlik ve fakirlik oluşur.
Allah bizleri müsriflikten korusun, tasarruflu kullarından eylesin.
Not: bu yazımda nuh şahinin ve Uğur gözel’in yazılarından alıntı yaptım.


  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Bölge | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0534 325 83 00